Vefa Bozacısı

YAŞ: Her yaş için
TELEFON: () -

Boza-booooooooozaaaaa

Bu yazıyı yazarken dışarda lapa lapa kar yağıyor. Boza kışın habercisidir. Sokaktan geçen “bozaaaa” sesi, insanın içini ısıtır. Sadece o sesi duymak içinizin ısınmasına yeter. Doğrusunu söylemek gerekirse sokaktan geçen bozacıdan hiç boza almadım. Hijyenden öte romantik biri olduğum için… Bana hep arabaya doluşup Vefa’ya gittiğimiz ve sıcacık arabadan ailenin en küçüğü olarak leblebi almaya gönderildiğim günleri hatırlattığından… Tercihim hep Vefa Bozacısı’na gitmek olmuştur.

Vefa Bozacısı’na gelince; 1870 yılında Arnavutluk’tan İstanbul’a gelip, Vefa’ya yerleşen Hacı Sadık Bey bugünkü haliyle sevilen koyu kıvamlı ve hafif ekşi lezzetli Vefa Bozası’nı imal etmiş ve 1876 yılı Eylül ayında Vefa Bozacısı adıyla bozacılığı hem bir meslek hem de bir marka haline getirmiş. İyi ki de yapmış…

Boza babamla ortak sevdiğimiz tatlardan biriydi. Çocukluğumdan bana kalan. Babam öncelerinde bir bardak bozayı benle paylaşır sonra ikinci bardağı kendi içerdi. Zaman ilerledikçe bende bir bardak bozaya terfi ettim. Üstü bol tarçınlı, sıcacık leblebiler dolu bir boza. Hem bir lezzet şöleni hem bir vitamin deposu hem de eskilerden kalma değişmeyen bir tat. İster içeride oturun, o küçük sempatik mermer masalarda, ister arabanıza isteyin…

Vefa Bozası hep aynı boza… Ama en güzel en keyiflisi aileyle içilen, sohbetlerin ve kahkahaların eşlik ettiği bozadır. Hadi kalkın karda içinizi ya sahlep ya boza ısıtır…

LALE KOZİKOĞLU